Zeki Köylü
2008'e genel bir bakış ve sorunlarımız
17 Eylül 2008 Çarşamba

Değerli BODTO Üyeleri, Sevgili Bodrumlular,

2008 sezonunun sonuna yaklaştığımız bu günler, yine coğrafyamız için yeni sorunlarla birlikte geldi. Henüz Ortadoğu’da yaralar sarılmadan, Kafkaslar’da yeni senaryolar oynanmaya başladı. Acılar, gözyaşları gazete sayfalarında ve televizyonlarda sanki bizden çok uzaklarda gibi duruyor. Ama her geçen gün sanki çevremizdeki çember biraz daha daralıyor. Değişken petrol fiyatları, enerjide tek bir ülkeye bağımlılık, yaklaşan kış, ülkeyi kasıp kavuran çöl sıcakları ve kuraklık, sonbahar yağmurları yetersiz kalırsa yeterli su verilemeyecek metropoller, tekrar iki haneye yükselen enflasyon, düşük döviz kurları ve yüksek faizlerle çalışan turizmci, ihracatçı ve tekstilciler bu daralmayı daha yoğun hissediyorlar.

IMF Başekonomisti Kenneth Rogoff Singapur’da bir konferansta yaptığı konuşmasında ‘‘ABD henüz en kötüyü görmedi. Finans sektörünün daralması gerekiyor. Sadece birkaç orta ölçekli bankanın iflasının bu sorunu çözebileceğini sanmıyorum. Büyük bir bankanın battığını göreceğiz. Sisteme disiplin getirmenin tek yolu bazı şirketlerin batmasına izin vermektir. ABD ekonomisi dünyanın en büyüğüdür ve şu an resesyondadır. Konut piyasası da kötüleşmeye devam edecektir.’’ demiştir. Bu öngörüler ve buna eklenen diğer bazı yorumlar krizin derinleşeceği kaygılarını arttırmış, ülkede enflasyon yükselmiş, konut üretimi azalmıştır. Bunun sonucu borsalar düşmüştür. AKP’nin kapatılma kararının yarattığı sanal iyimserlikten etkilenerek yükselen İMKB bile 3,48 değer kaybetmiştir.

Türkiye’deki son istatistikler geleceğe güvenin taban yaptığını gösteriyor. KOBİ’ler büyük umutsuzluk içinde. Son yıllarda milli gelirin en az iki kat arttığı iddia ediliyor. Bu doğruysa umutsuzluk neden? Üretim ilişkileri de değişiyor ama biz buna hazır değiliz. Bu yaz her turizmci bunu işletmelerinde yaşadı. Şöyleki;

- Altı ay açık kalan tesisler artık çalıştıracak nitelikli eleman bulamıyor.

- Yükselen enflasyon karşısında düşen döviz nedeniyle kazanç sağlayamıyor.

- Bütün bu olumsuzluklar kurumsallaşmayı önlüyor.

Denetimler ise işletmeleri bezdirmiş durumda. İşletmeciler haklı olarak soruyorlar acaba Anadolu’nun diğer yerlerinde de denetimler bu kadar yoğun mu diye. Acaba kurumlar silah olarak mı kullanılıyor? Gezici elemanlar sanki Türkiye’nin dışından gelmişler ve turizmci üyelerimize soruyorlar son yıllarda verginiz niçin düşüyor diye. Size yalnızca ya sabır çekmek kalıyor. Apartlarda her blokta ve de üstelik birinci ve ikinci katlarda ayrı ayrı vergi levhası yok diye ceza yazıyorlar resepsiyonda olmasına rağmen. Eleman yetersizliğindeki küçük işletme resepsiyon elemanını ön muhasebede de kullandığından, yıllarca resepsiyondaki yazar kasa niye dışarda değil diye hesap soruyorlar. Amaç artık üzüm yemek değil bağcı dövmek. Bunlar bir meslek odası meclis başkanı olarak bana iletilenler. İletilemeyenler kimbilir neler. Çünkü sizler artık istatistiklerin bir parçasısınızdır. Yetkililer basına verdikleri bilgide şöyle diyorlar: ‘‘Bu tarihe kadar yapılan denetimlerde Muğla genelinde 94.756 mükellef denetlendi. Denetlemelerde 13.236 tutanak tutuldu. 232 tescilsiz mükellef tesbit edildi. 2 milyon 202 bin YTL usulsüzlük cezası kesildi. 572 milyon YTL hasılat elde edildi. Yetkililerce görülen yeriniz ve kimliğiniz budur. Fazla söze de gerek yok.

Saygılarımla