Bodrum’da Ecrimisil uygulamaları ve 326 sayılı tebliğ


Gerek Turizmin ülke ekonomisi için önemi, gerekse Turizmin ülkeler arası bir hizmet ve konfor yarışı haline gelmiş ve kıyı kullanımlarındaki ihtiyaçların çeşitlenmiş olması nedeni ile, konuyu düzenleyen hukuk kurallarımızın ve idarenin bunu uygulama sırasında uygun bulduğu tutumun, ortada olan sorunlar ve ihtiyaçların çözümü için genel bir değerlendirmeye tabi tutulması gereği doğmuştur.

Bodrum Ticaret Odası, 27–06–2009 tarihinde, Bodrum da düzenlenen Muğla Ticaret ve Sanayi Odaları ortak toplantısında, o günlerde az sayıda, ancak fahiş ERCİMİSİL uygulamalarını gündeme getirmiş ve Muğla İli Ticaret Odalarımızın, Defterdarımızın ve Valiliğimizin dikkatini, uygulamanın devam etmesi halinde sektörde büyük sıkıntılara sebep olacağı hususunda çekmiş idi.

Ancak geçtiğimiz aylarda Bodrum'da başta oteller, yeme-içme mekânları olmak üzere, tarım ve tarım dışı kullanımlarda;
- RAYİÇ bedellerin üstünde ve özensiz hesaplamalar ile HAKSIZ ecrimisil tahakkukları yapıldığı,
- Bodrum da bu güne kadar 29 milyon TL civarında tahakkuk yapıldığı, tamamının ise 200 milyon TL olabileceği
- Bunlara idare nezdinde yapılan itirazların, 10 yılı aşan süre düzeltmeleri dışında dikkate alınmadığı
- Tahsili için Vergi Dairesine bildirimde bulunulduğu,
- Mahkemeye müracaatların icranın yürütülmesini durdurmadığı
ve bu uygulamalar sonucu olarak birçok işletmenin ödenmesi imkansız icra uygulamaları ile karşı karşıya kaldığı yönündeki üyelerimizin yoğun müracaatları üzerine, ilgili bütün Kamu Kurumları ve bölgemiz siyasetçileri nezdinde girişimlerde bulunmuştur.

Bu girişimler sonrasında, Maliye Bakanlığının 326 sıra sayılı tebliği yayımlanmış ve konu ile ilgili üyelerimizi ilgilendiren 2 önemli düzenleme yapılmıştır.

Yapılan düzenleme, basın ve yayın kurumları tarafından, Bakanlığın Antalya da yapılan bir toplantıda duyurduğu bilgi notu referans alınarak, yanıltıcı bir şekilde, Ecrimisilde % 60 azalma olacak diye duyurulmuştur. Yapılan düzenleme ile böyle bir indirim söz konusu olmadığı gibi, Bodrum'da şikâyet konusu olan sorunlara da çözüm getirmemiştir. Şöyle ki ;
- Kullanılan alan hesaplamaları ve kullanım sürelerinin hesabı
- Tespitlerin gerçeğe uygun yapılması
- Kıyıya ulaşmak için yapılan düzenlemelerin ve yıllar evvel yapılmış dolguların her seferinde sabit yapı olarak kabul edilmesi
- Yeşil alan, yol, çevre düzenlemesi, duş ve WC kabini gibi kullanımların ecrimisile konu edilmesi
- Fiyatların yüksek tespiti
- İdareye yapılan itirazların dikkate alınmaması
- Mahkemeye taşınan dosyaların tahsilinin durdurulması
- Ecrimisilin ceza olarak görülmesi
- Tarım ve tarım dışı alanların kiralanarak ekonomiye kazandırılması
- Düzenlenmiş ve Vergi Dairelerine intikal etmiş dosyaların yeniden ele alınması

HUSUSLARINDA bir düzenleme gelmemiştir. Tebliğin 2 maddesi ise, şikâyetlere konu olan, idarenin uygulamasına açık dayanak oluşturmuştur.


Şöyle ki;
- Otellerin kıyıya komşu sınırlarının önünde veya arada başka mülkiyet olsa bile, hizalarında bulunan kıyı alanının tamamını 181 gün boyunca kullandıkları kabulü uygulaması devam edecektir. Oysa kıyının tamamının otel müşterileri tarafından kullanılması mümkün olmadığı gibi, - en azından geçiş için boşluk ve müşteri olmayanların kullanımı da söz konusu iken- Bodrum da deniz kullanımı her bölgede farklı olup, asla 181 gün olmamaktadır.
- Beton platformlar, yol alanları, kayrak kaplama alanlar ve evvelce yapılmış dolgular her seferinde yapı olarak hesap edilecek, 12 ay kullanıldıkları varsayılacak ve Asgari Emlak Beyan değerinin % 5 ile fiyatlandırılacaktır. Belirlenen Asgari Emlak Beyan değerlerinin 400 TL ila 4.000 arasında belirlenmiş olduğu göz önünde tutulmalıdır.
- Mecburi ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın denizde yapılan iskeleler 70-100 TL/m2 olarak fiyatlandırılacaktır.
-
Üstünde düşünülmeden, sektör görüşleri alınmadan acele ile ve özensiz yapılan bu düzenleme Mal Müdürlüklerinin, uygulamada karşılaşacağı tereddüt konusu işlemlerini artıracağı gibi, kıyıdaki kullanım bedeli daha gerilerdeki alanların ERCİMİSİL bedelinden daha az olabilecektir.

Devlet bir yandan 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Kıyıların yani kanundaki tarifi ile kıyı çizgisi ile Kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanın kullanımını kayıtsız şartsız kamunun kullanımına açmış ve bunun bir düzenleme ile yürütmesi ile İdareyi sorumlu kılmış iken, 312 ve 326 sıra sayılı tebliğler ile KIYI alanlarının, ülkenin gelirlerini artırmaya çalışan turizm yatırımcısının bir kamu hizmeti vermek üzere kullanımını cezaya bağlamıştır.

Şöyle ki, tebliğ KIYI da ki, deniz, güneş ve kumsaldan yararlanılması amacıyla şezlong, gölgelik, soyunma kabini ve duş konulması, nı cezaya bağlamıştır. YANİ, siz sahilde, 5 yıldızlı bir turizm tesisi yapar, tesisiniz önündeki kumsalda, getirdiğiniz turistin kullanacağı ve hiçbir kamu kurumunun üstüne vazife saymadığı işi vazife edinip bu donanımları yatırımcı olarak temin ederseniz, yani şezlong, gölgelik, soyunma kabini ve duş koyarsanız CEZAYA konu olacaksınız. İdareye göre, sizin bu hizmetleri verir iken bir kazanç elde etmiyor olmanızın, herkese açık tutuyor olmanızın bir önemi yoktur.

Yine tebliğ yeşil alan düzenlemesi yapılması, sportif ve eğlence aktivitelerinin yapılabileceği alanlar oluşturulması, yiyecek ve içecek servisi yapılması amacıyla takılabilir, sökülebilir ve taşınabilir elemanlarla basit nitelikte yapı yapılması nı CEZAYA konu etmiştir. Yani siz tesisinizin önündeki alanlarda menfaat sağlamadan, misafirinizin konforunu yükseltmeyi, eğlenmesini sağlamayı ve çevrenin estetiğini yükseltmeyi amaçlamış olmanızın ayırt edici bir anlamı yoktur.

Ya da, kıyıya ulaşmak için yol, taş duvar, kayalık bir alanda denize girilmesini sağlamak üzere beton ya da ahşap platform veya kıyı düzenlemesi yapmış iseniz, bu düzenlemelerin ilgili kamu kurumu tarafından çözülmüş olması gerektiği halde, siz yapmış olduğunuz için kıyıda sabit yapı yapmış sayılacağınızdan, 12 ay süreli ve kumsaldan daha yüksek bedel ile ecrimisil hesaplamasına maruz kalacaksınız.

En güzel arazilerini Turizm tesisleri yapılsın diye uygun fiyatla tahsis eden Devletimiz, Turizmin gelişmesi için tanıtım atağına kalkıp, bu hususta büyük harcamalar yapar iken, gelen turistin deniz, güneş ve kumsaldan yararlandırılmasını, yine kamu mallarının ekonomiye kazandırılması için seferber olur iken köylünün veya yatırımcının araziyi kullanmasını esasa bağlayıp düzenlemek yerine CEZA ya konu etmekte ısrar etmektedir.

TURİZM Bölgelerimizde sahillerin ve kıyıların kullanımlarını, Turizm sektörün gerçeklerini dikkate alınarak bir düzenleme ile YASAL ALTYAPIYA kavuşturulmalıdır. Kıyı Kanunu ile kamunu kullanımına açık tutulmuş olan KIYI ve SAHİLLER de turizm hizmeti verilmesi için gerekli olan, planlama, altyapı, donanım ve güvenlik KAMU tarafından sağlanmalı ve bu sağlanıncaya kadar menfaat karşılığı gütmeyen, yatırımcı düzenlemelerine Yasal koruma getirilmelidir.

İdare kanununun kendisine verdiği göreve sahip çıkmalı, Kıyıları mülkiyetine konu etmemeli, ERCİMİSİLİ kamu mallarının bir yönetimi usulü haline getirmemelidir. Yasaları uygulamakla yükümlü olan kamu yöneticilerimizin her türlü uygulamalarının hakkaniyete uygun, adil ve herkes için geçerli olması beklentisi içinde olan Bodrumlu yatırımcılar, uygulamada ısrar edilmesi halinde, bölgemiz turizminde telafisi imkânsız zararlar oluşacağını, ilgililere birinci ağızdan ifade etmişlerdir

Birçok bakımdan çelişkilerle dolu olan bu uygulamaların yanı sıra, Maliye Bakanlığının, yayımladığı Yönetmelik ve Tebliğlerinde, yüksek mahkeme kararlarına göre hukuki dayanakları tartışmalıdır. Ayrıca Yönetmelik ve Tebliğlerin kendi içindeki niyet ve kavram kargaşaları, uygulamalarda farklı değerlemelere sebep olmakta, yurttaşı çaresizlik ve sahipsizlik duygularına sürüklemektedir. 30 yıldır İŞGALCİ olan Turizmciyi, karmaşık, hatta imkânsız bürokratik engellerle dolu kullanım izni, tahsis ve kiralama yolunun açık olduğunu ifade etmek gerçekçi değildir. Yıllardır mahkemeleri meşgul eden, idare ile yatırımcıyı karşı karşıya getiren Ecrimisil konusuna TBMM sahip çıkmalı, yatırımcısını İŞGALCİ gören mevzuatın yerine, KULLANIMI düzenleyen mevzuatın hazırlanmasını bir an evvel gündemine almalıdır.

Bu düzenlemeler yapılıncaya kadar, Mal Müdürlükleri;

- Kullanılan alanların, miktar ve kullanıldığı süre hesaplamalarında gerçekçi olmalı,
- Kamunun menfaatine ve şahsi menfaat teminin edilmeyen kullanımlardan ecrimisil talep etmemeli
- Kıyıya ulaşmak üzere yapılan düzenlemeler sabit yapı olarak görülmemeli
- Belirlenen bedeller günün rayiçlerine uygun olmalı ve elde edilen fayda ile orantılı olmalı
- İtiraza konu dosyaların icrasını durdurmalı
- Kiralanmasında bir sakınca bulunmayan alanların kiralanması işlemlerini bir an evvel tamamlamalıdır.

Belediyelerimiz sınırları içinde bulunan kıyı kullanımlarını, topografyalarını ve arkalarındaki planlamaları dikkate alarak, misafirlerin denizden faydalanması mümkün kılacak ve günümüz turizm ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde planlamalı ve planlarına işlemelidir.
Beldelerin kimliği haline gelmiş olan Yeme- içme mekânlarının kıyı kullanımı, kullanacakları saatleri ve kullanacakları alanlar düzenlenerek planlanmalı.
Bütün dünyada bir turizm unsuru haline gelmiş olan ÖZEL PLAJ alanları Belediyelerce belirlenmeli ve bir yasal altyapıya kavuşturulmalıdır.