“BODRUM MANDALİNASI AYRICALIKLIDIR”
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Erdinç İnan Yılmaz'ın çocukluğu aile şirketinde sebze meyve üretim ve ticareti içerisinde geçmiş, aşina olduğu narenciye satışı konusunda büyük düşünen ve bu konuda ülke çapındaki sorunlara da çözümler bulmaya çalışan Yılmaz, Bodrum Mandarinin dünyada eşi benzeri olmadığını söylüyor. Bodrum Mandalina Çalıştayında dinleme şansını yakaladığımız Erdinç İnan Yılmaz'a Bodrum Mandalinasının eskiden sahip olduğu ihracat değerini tekrar nasıl geri kazanabileceğini ve onu özel yapan detayları sorduk.

Önce kısaca sizi tanıyalım.
Merhabalar, öncelikle bu güzel derginizde bana yer ayırdığınız için teşekkür ederim. Ben 1940'lı yıllardan beri yaş meyve sebze üretimi ve iç piyasada satışını gerçekleştiren İzmirli bir aileden geliyorum. Aile şirketimiz 1960 yılında ilk ihracatı Almanya ve Balkan ülkelerine gerçekleştiren sektörde öncü bir firmadır, yine Türkiye'de ilk makine boylamalı narenciye ihracatını gerçekleştiren firmalardandır. Türkiye'de narenciye üretimi öncelikle Batum'dan Rize'ye oradan da İzmir Narlıdere ve Gümüldür bölgelerine gelip bölgeye Satsumas cinsi mandarinin güzel adaptasyonu ile yayılım göstermiştir. Benim ailemde bu mandarin cinsini ilk eken üreticilerdendir. Ailemiz öncelikle sektöre üreticilikten iç piyasa satışına oradan ihracatçılığa ve zamanla sanayiciliğe geçiş yapmış olup şirketimiz Ege Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği'nin kurulduğu günden bugüne de yönetiminde bulunmaktadır. Ben ilk ve orta öğrenimi İzmir'de 60. Yıl Anadolu Lisesi'sinde, üniversite eğitimimi ise Akdeniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümlerinde tamamlamış bulunmaktayım. Aile işimiz olduğu için çocukluğumdan beri bu sektörün içindeyim diyebilirim. Hali hazırda Kral Tarım Ürünleri A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Narenciye Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu Üyesi, Ege Yaş meyve ve Sebze İhracatçı birlikleri Yönetim Kurulu üyesi, Türkiye İhracatçılar Meclisi delegesi, İzmir Ticaret Borsası Komite Başkanı olarak STK'larda yaş meyve sebze sektörü sorunlarını kamu nezdinde dile getirmek ve ülke çapında çözüm bulmaya çalışıyorum.
Bodrum mandalinası eskiden tırlarla hem başka şehirlere hem de yurtdışına gönderiliyordu; günümüzde durum nasıl?
Çok doğru söylüyorsunuz. Bodrum mandarini çok farklı bir tür… Eskiden de tırlardan ziyade ağırlıklı olarak iç piyasa için kamyonlarla ve frigofirk olmayan tırlarla çokça ihracatı yapılan bir üründü ne yazık ki günümüzde geçmişteki günlerini arar vaziyette elbette ki bunun bazı sebepleri var. Bunları saymak gerekirse;
-Öncelikle 1960'lı yıllardan itibaren bizden narenciye ürünlerini talep eden Avrupa ülkeleri için Türkiye, İspanya ile birlikte en yakın narenciye üreten ülke konumundaydı ve mandarin az bulunan ihracat için kıymetli bir üründü. O dönemlerde mandarin de sayece İzmir ve Bodrum bölgelerimizde yetişiyordu, öncelikle bu değişti. Başta Türkiye'de Hatay, Adana ve Mersin bölgelerimizde büyük mandarin ekimleri oldu, bu bölgeler geniş ve verimli arazilerden oluştuğu için. Yeni cinsler ve modern tarım üretim teknikleri ile daha düşük maliyetlerle uygun fiyatlı üretim yapmaya imkan tanındı.
-Yabancı ülkelerdeki rakiplerimizin üretimleri arttı hiç üretmeyen ülkelerde üretici konumuna geldi.
-Tıpkı giyimde moda ve trendler olduğu gibi tarımda da bu tip moda ve trendler var bu tek yıllık domates gibi bitkilerde yıldan yıla değişirken çok yıllık mandarin gibi bitkilerde 10-20 yılda bir değişiyor, ama değişiyor.
-Ülkelerin alım gücüne bağlı olarak talepler değişiyor ve istedikleri ürünü 12 ay boyunca elde etmek istiyorlar bunun için ters iklimdeki güney yarım kürede de ekim alanları oluşturuluyor ve eskiden Türkiye'den zor giden ürünler lojistikteki gelişen imkan ve teknoloji ile Güney Afrika, Şili, Arjantin, Avustralya gibi ülkelerden Avrupa ve Kuzey Amerika'ya ihraç edilir hale geliyor.
-Meyve paketleme evleri eskiden çok cüzi yatırımlarla girilebilen işlerdi artık dünyada çevre ve insan sağlığı ve haklarında iyileşmeler ile çok daha modern tesisler kuruluyor ve bunlar firmalara ek külfetler getiriyor aynı şekilde makine ekipmanlarda artık tamamen elektroniğe dönüyor ve bu teknoloji ciddi yatırım istiyor. Bu kadar büyük yatırımı yapan işletmeler ise sadece 90 güne sığan bir sezon için bu yatırımı yapmak istemiyor. Gerek müşterinin talebi gerekse ihracatçıların talebi sezonu 6-8 ay çalışır hale getirebilmek bu da yeni cinslerle artık mümkün şu anda dünyada aynı coğrafyada Ağustos sonundan Mayıs başına kadar narenciye üretmek mümkün hale geldi.
Bu değişimlere karşı elbette Bodrum mandarini etkilendi, Bodrum mandarini artık orta sezon ürünü hale geldi ve ne yazık ki yaş meyve sebze sektöründe tüm piyasalar gibi arz talep dengesi ile çalışmaktadır.
“Şu bir gerçek ki bu mandarin Bodrum'u ve onun kendine has mikroklimasını çok sevmiş ve bu şehirle özdeşleşmiş. Başka hiçbir yerde olmayan çok kuvvetli bir aroması var sektörümüzde eskiler buna rayiha derler ve elbette kokusu tek bir mandarini yedikten sonra bile saatlerce kalan bir koku bu gerçekten inanılmaz.”
Bodrum mandalinası ayrıcalıklı kılan ne sizce?
Bodrum mandarini bir kere dünyada eşi neredeyse bulunmayan farklı bir tür; benim kişisel gözlemim İspanya üzerinden İtalya'ya oradan da Yunan adalarına ve Bodrum'a gelen bir tür ve bu türün en güzel temsilcilerinden bölgesel işareti olan bir ürünümüz. İtalya'da Calabria bölgesinde bu mandarinin benzeri var ama daha büyük taneli ve bu cinste dondurma gibi ürünlerde aroması için kullanılıyor. Yunan adası olan Bodrum'a fidanların geldiği yer bildiğim kadarıyla Kalimnos adası olmalı. Şunu söylemek lazım ki Bodrum mandarini bu geldiği yerlerden her birinden farklı bir aroma ve kokuya sahip, bu zaten tarımda bu şekilde gelişir; temel bilimler gibi net bir sonuç yoktur tüm veriler bir sonucu gösterse bile aynı sonuç çıkmayabilir. Burada etkili olan su, hava, topraktaki bir bileşen iklimdeki bir değişken olabilir ve şu bir gerçek ki bu mandarin Bodrum'u ve onun kendine has mikroklimasını çok sevmiş ve bu şehirle özdeşleşmiş. Başka hiçbir yerde olmayan çok kuvvetli bir aroması var sektörümüzde eskiler buna rayiha derler ve elbette kokusu tek bir mandarini yedikten sonra bile saatlerce kalan bir koku bu gerçekten inanılmaz. Batı Avrupa ülkeleri tarafından çok talep edilen Klementin mandarininde bile bu kadar güçlü bir koku asla bulunmuyor. Gerçek anlamda tek bir Bodrum mandarini bile bir gastronomi festivali diyebilirim.

Bodrum mandalinası konusunda yeni pazarlar yaratılabilir mi? Alternatif ülkeler olarak hangilerini görüyorsunuz?
Bodrum mandarinin taze tüketiminde yeni pazar yaratmakta önümüzde bazı engeller var ve ne yazık ki şöyle ki; bu tip güçlü mandarin türleri Batı ve Kuzey Avrupa'da tercih ediliyor çünkü bu ürün farklı ve bunun alıcısı da var. Sanayi tipi uzun yola dayansın diye şekeri daha az, aromasız ürünler yerine bu tip karakterli ürün isteyen tüketicide az değil ve bu ülkeler alım gücü de yüksek ülkeler ama bu ürünü oralarda tanıtmak lazım fakat bu konuda 3 engel var. Tanıtım yapılması bir maliyet ama bu yapılırsa ürün niş market raflarında ürünü arayan özel müşterilere satılabilir lakin yeterli bir üretim yok. İkinci sorun Avrupa Birliği içi desteklemeler ve lojistik ağı ve tüketim şekli… AB kendi iç alımını ve çiftçisinin korunmasını destekliyor bu yüzden İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde İspanya'nın sözü çok geçiyor. Bu bölgelerde tren yolu sayesinde nakliye masrafları da çok düşük. Yine AB genelinde pazar ve manav alışverişi yerine marketten meyve alımı çok yüksek market zincirleri de 12 ay her üründen tedariği hatasız en kısa sürede yapan firmalarla çalışmak istiyorlar ve kalıntı ile izlenebilirlik konusunda çok hassaslar bu konular ne yazık ki hala Türk ihracatçısı ve tarımının kendini geliştirmeye çalıştığı sahalar. Ürünü orada tanıtıp ulaştırsak bile 2 çok önemli sorunumuz kalıyor.
Tüketici mandarinde trend olarak daha koyu renkli, bol sulu, rahat soyulur, pürüzsüz ciltli, meyve iç zarı rahat yutulabilir ve çekirdeksiz, orta iri cinsleri talep ediyor. Bodrum mandarini açık renkli ve görece cildi düzgün denebilir, yemesi ve soyulması sorunsuz ama ne yazık ki inanılmaz çekirdekli tek bir meyveden 20'ye yakın çekirdek çıkabiliyor. Bunu şu şekilde açıklayayım; Satsumas cinsi bir mandarini İngiliz marketlerine ihraç ederken market temsilcisi gelip 100 meyveyi kesip kontrol ediyor 100 mandarinde izin verilen toplam çekirdek sayısı toplamda 1. Meyve başına değil 100 adedinde 1 taneye izin var. Eğer ki 2 çıkarsa ihracat izni olmuyor. Bunu Bodrum mandarini ile düşünmek çok zor.
Bir diğer sorunda ürünün işlenmesi; Bodrum mandarini yağmurlu yıllarda ciltte kararma sorunu yaşıyor bu da pazarın kabul etmediği bir durum. Aynı şekilde cildinin hassaslığından dolayı makine ile boylama ve işlemede de hasar ve leke sorunları oluyor. Bu yüzden ne yazık ki iç piyasadaki elle işlemeye daha uygun bir cilt hızlı bir şekilde hasat edilir elle boylanıp iç piyasada kendine alıcı bulabiliyor.
Aynı şekilde katıldığımız konferans ve seminerlerde üreticilerle görüştüğümde gördüm ki üretici sulama sorunu da yaşıyor. Ağaçlar büyük risk altında, bu meyve boyunu da etkiliyor ve daha büyük taneli meyve hasat edilebilme şansı varken boyu ufak kalıyor.

“Şu bir gerçek ki bu mandarin Bodrum'u ve onun kendine has mikroklimasını çok sevmiş ve bu şehirle özdeşleşmiş. Başka hiçbir yerde olmayan çok kuvvetli bir aroması var.”

Bodrum mandalinasının ekonomik değeri nasıl korunur ve yükseltilir?
Bodrum mandarini için öncelikli olarak üreticilerin de belirttiği sorunlar çözümlenmelidir, çünkü üretici ürününü istediği gibi üretemezse o üründen bir şey beklenemez. Bugün kötü bir toprakta çeşitli takviyelerle desteklenip iyi ürün alabilir ya da seralarda olduğu gibi topraksız bir tarım bile yapılabilir ama su yoksa yapacak hiçbir şey yoktur.
Burada ben Bodrum mandarinini şanslı görüyorum çünkü bu ürünü korumak ve yaşatmak isteyen bir Bodrum Belediyesi var ve imar kanunları ile bu ürün yaşatılmak isteniyor. Belki burada ürünü de üreticiyi de koruyucu, kültürel turizm imkanları da sunan bir çözüm düşünülebilir çünkü örnek vermek gerekirse bugün Fransa'daki üzüm üretim bölgeleri Bordeaux ve lavanta üretim bölgeleri ürün geliri kadar pastoral turizm geliri elde etmektedirler bu göz ardı edilmemelidir.
Bodrum'un diğer bir artısı ise şöyle, Bodrum'un doğası ve tarihi bu güzellikleri Bodrum'a Türkiye içinde bir iç göç sağlamaktadır ve Bodrum emek harcamadan büyükşehirlerden bunalmış alanında en iyi eğitim almış entelektüel kitleleri kendinde toplamaktadır. Tasarım Vakfı gibi Bodrum ve Bodrum mandarini için çalışan kurumlar bunun en güzel örneği bence.
Yine bu nitelikli insan göçü Bodrum'a mamulüretimi anlamında bir artı katmış durumda, şu anda Bodrum'da 15 bin ton mandarin üretimi var ve bu 3,5 milyon ton narenciye üretimi olan Türkiye için çok ufak bir üretim ve bence. Bodrum gerçek potansiyelini kullansa bu üretim Bodrum'a yetmez, Bodrum'da imar olmayan yerlerde mandarin bahçeleri kurulmaya başlar. Bu ağaçlar Milas ve yarımada dışına ekilip yayılmaya başlar… Gerçek Bodrum mandariniydi değildi tartışması başlar. Çünkü bu ürün için bazı çalışmalar yapılmış coğrafi işaret gibi çok önemli bir konu halledilmiş. Ciddi bir mamul üretim çeşitliliği var, şu anda kolonyası, meyve suyu, gazozu, şekerlemesi, kurutulmuşu, esansı, parfümü, çikolatası, lokumu yapılıyor. Bu daha da arttırılabilir ve çeşitlendirilebilir.
Şöyle düşünmek lazım, Bodrum yerli ve yabancı 1,5 milyondan fazla turist ağırlıyor. Yarım adanın yaz nüfusu 1 milyon üzeri. 10 bin kişilik yunan adaları sakız gibi kendine has bir ürün buluyor ve bunu adanın alamet-i farikası haline getiriliyor; alınmadan yenilmeden yapılmadan gidilmez diyor ve bizler de gitsek bunu yapıyoruz. Bizim de Bodrum'u bu tip marka halinde Bodrum mandarini ile özdeşleştirmemiz lazım ve her türlü ürünü ile bunu satmamız lazım. Göreceksiniz ki o zaman şu anda tüketimi sorun olan 15 bin ton bize yetmeyecek ve nasıl daha çok üreteceğimizi tartışır hale geleceğiz. Elbette coğrafi işaret bunun için yeterli değil, örnek olarak bugün internete girdiğinizde Avrupa'da ünlü bir turizm bölgesi yazıp arayın kesin bölgenin çiçeği ile ağacı ve ürünü ile çekilmiş birçok yüksek çözünürlüklü foto çıkacaktır. Biz de ise Bodrum'un o güzel beyaz evleri ile denizi ile birlikte Bodrum mandarini fotoğrafını zor buluyoruz. Yani kendimizi dünyaya tanıtamıyoruz.
Elbette ki tek başına mamul bir çözüm değil; taze olarakta tüketimi için ne yapılabilir diyorsanız daha çok ve iyi fiyatlı satılabilmesi için ne yazık ki cinsin çekirdeksiz ve işlemeye uygun cinslerle ıslahı gerekiyor. BATEM gibi çeşitli enstitülerin bu konuda çalışmaları da var, aynı cinsi çekirdeksiz olarak şu anda yetiştiriyorlar, bu yeni ağaçlar eskileri ile kademeli olarak değiştirilebilir bu da taze ürün olarak piyasada ciddi bir avantaj sağlar çünkü özellikle Türk halkının zihinlerinde ve damaklarında Bodrum mandarinin yeri çok ayrı ve bu tadı seviyorlar şu anda 20 ve 30'larında olan nesiller bile tattıklarında çocukluklarında yedikleri mandarinin tadını buluyorlar. Teşekkür ederim.
http://www.bodto.org.tr/ sitesinden 21.11.2017 tarihinde yazdırılmıştır.