Sabiha Öncel

Elimde 4 Aralık 1973 tarihli Demokrat İzmir Gazetesi ''Eğer Seçilirsek'' manşeti altında , dönemin belediye başkan adaylarını tanıtmakta. Alt başlık ise şöyle '' Bodrum'da Gençlerin Favori Başkan Adayı CHP'li SABİHA ÖNCEL .

İstanbul Tıp Fakültesi Ebe Okulu mezunu, İngilizce biliyor. Uzun yıllar Bodrum'da ebelik yapan Sabiha Hanım, sosyal ve mesleki alandaki başarılarıyla halkın sevgisini kazanan çağdaş bir Türk kadını olarak 1973 senesi seçimlerinin en favori adayı.

Fakat o günlerde Bodrum'luların derdi ne seçimler, ne de yaşadıkları yerin sorunları... Bodrum'u Bodrum yapan isim, turizmle Bodrum'u tanıştıran Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'i yakın zaman önce kaybeden ilçe halkı, o sıralarda balıkçının yasını tutmakta…

İşte bunlar yazıyor otuz yedi yıllık sararmış gazete sayfasında… Elimdeki bu solmuş yaprakların kıymetini anlatmaya kelimeler bulamıyorum…
Zamanı durduran yazılar, saklanıldıkları yerden çıkarılıp getirilen siyah beyaz fotoğraflar, güzel, eğitimli ve memleketine hizmet etmek isteyen bir Cumhuriyet kadınının anılarına şahitlik ediyor.

Siyasetin erkek tekelinde olduğu günümüz Türkiye'sinde, uzun yıllar önce bu tekeli kırmış ve döneminde Muğla'daki tek kadın aday olarak seçimlerde mücadele etmiş Sabiha Öncel'in adaylığı bugün bu alanda çalışmalar yapan kadınlar için mükemmel bir örnek.

''Bodrum'un ilk ve şu ana kadar tek kadın belediye başkan adayı Sabiha Öncel''.

Fakat o her şeyden önce bugün olgunluk yaşlarını süren birçok Bodrumlunun ''EBE ANNESİ'' Bu kişiler arasında birçok yöneticiyi, mesleklerinde çok iyi yerlere gelmiş işadamlarını, işkadınlarını saymak mümkün.

Hayat bir mucize…
Hayata sağlıklı bir şekilde gözlerini açmak hayatın kendisinden daha büyük bir mucize. Hele ki ellili yılların Bodrum'unun şartlarında…
Eğitim seviyesinin düşük, imkanların kısıtlı, fakirliğin bol olduğu yıllarda…
Yol yok, elektrik yok, hastane yok…

İşte bu şartlarda, bugün otuzlu, kırklı, ellili yaşlarını süren birçok Bodrum doğumlu vatandaşın sağlıkla dünyaya gelmesini ve annelerin bebeklerini bilinçli büyütmesini sağlayan ''anne yarısı'' değerli bir insan Sabiha Öncel.

1924 yılında, Bitez'li Kamberoğullarından Fatma Hanım ile Bodrum eşrafından, Sarıağalar sülalesine mensup Mehmet Öncel'in beşinci kızı olarak doğar Sabiha Hanım. Kendisinden on sene sonra doğacak kardeşi ile toplam altı kız kardeş olurlar. Miyase, Zehra, Melek, Esma, Sabiha ve Kamuran. Baba Mehmet Öncel Bodrum'un eski tüccarlarından olup, Adliye camiinin karşısında kumaş üzerine bir dükkan işletmektedir. Anne Fatma Öncel ise her zaman kızlarının düzgün ve görgülü yetişmesi bilinciyle hareket eden bir ev hanımıdır. Varlıklı bir aileye sahiptir Sabiha Öncel. Hem mizacından dolayı, hem de aileden sahip olduğu görgü ve doygunlukla, işinde ve sosyal çalışmalarında parayı hiçbir zaman ön planda tutmayacaktır.

O yıllarda kızların okuduğu pek görülmüş bir şey değildir. Fakat Öncel ailesinin Sabiha Hanımdan önce doğan çocukları Latin harfleri ile okuyup yazmayı bilmektedirler. Cumhuriyetin ilk yıllarından bahsettiğimizi hatırlatmak istiyorum bu arada. Bunlar ailenin, Ulu Önder Atatürk'ün devrimlerini hemen benimseyen, yenilikçi ve modern bir yapısı olduğunu gösteriyor.

Dört abladan sonra yaşı gelince Bodrum Turgutreis İlkokuluna başlar Sabiha Öncel. 1930'lu yıllar. İlkokul yıllarından sevgiyle bahsediyor, arkadaşlarından, öğretmeninden. İnsanların samimi, dostlukların içten, Bodrum'un kendi kendine olduğu yıllar. Seçenekler az, yaşam şartları zorken insanların birbirine daha çok bağlandığı bir gerçek.
Şartlar iyileşip, seçenekler çoğaldıkça insanlar uzaklaşıyor birbirinden…
''Biz diyor Sabiha Hanım Bodrum'un en güzel zamanlarında yaşadık. Cevat Şakir'i tanıdım mesela diyor, babamın yakın dostuydu ''

İlkokulu başarıyla bitirdikten sonra okumaya devam etmek ister. Asıl o zamana kadar Bodrum'da hiç görülmemiş olan, kızların ilkokuldan sonra okumaya devam etmesidir. Bodrumda ortaokul ve lise olmadığı için kızların okumak için evden ayrılması akla gelir bir olay değildir. Bu konuda da ilkler arasında olacaktır Sabiha Hanım. Kendi dönemlerinde ilkokuldan sonra Bodrum'dan ayrılarak okumaya devam eden üç kızdan biri olur. Tabi bu okumaya devam etme durumuna baba Mehmet Öncel'i ikna etmek pek kolay olmaz. O yıllarda bir babanın ikna olup, kız çocuğunu Bodrum dışında okumaya göndermesi de şüphesiz saygıyla anılacak bir konudur.

Ortaokul ve lise eğitimi için İzmir tercih edilir. O zamanlar, Bodrumdan on beş günde bir vapur vardır İzmir'e. Kara yoluyla gitmek isteyenler, taş arabasıyla Milas'a, oradan Aydın'a, Aydın'dan da İzmir'e uzanan zor yolculukları göze almalıdır. Doğru düzgün yol bile olmadığı için kara ulaşımı insanı hayattan bezdirecek kadar zordur.

İşi gücü, okulu olanın ancak senede bir memleketini görebileceği kadar uzaktır Bodrum, memleketin büyük şehirlerine…


İzmir'in bile çok uzak olması ne garip değil mi?
Başka bir sohbette de bahsi geçmişti, eskiden İzmir'e gidip gelene - konu, komşu, akraba hoş geldin ziyaretine gelir, gelenlere de ev sahibi helva filan ikram edermiş.

Orta ve lise eğitimini de İzmir'de başarıyla tamamlayan Sabiha Öncel, Bodrum'a dönerek öğretmen vekilliği yapmaya başlar. Bodrumun köylerinde bir süre vekil öğretmen olarak çalışır fakat aslında o doktor olmak, sağlık sektöründe hizmet vermek istemektedir. Bu sebeple eğitimine devam etmek için İstanbul'a gider. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Ebe Okulunu kazanır ve orada yüksek eğitimini tamamlayarak meslek hayatına atılır.

Bir süre İstanbul'da çalışır, oradaki şartlar iyidir fakat daha sonra görev aldığı memleketin eğitim seviyesi düşük, yoksul olan yerlerinde, akla hayale gelmeyecek güçlüklerle karşılaşacaktır.
Yeni doğan bebeklerin toprağa gömüldüğü, tuzlandığı, cehaletin insanı dehşete düşürecek kadar akıl almaz boyutlarda olduğu yerlerde görev yapar ve oralarda insanları eğitir, doğru olanı, sağlıklı olanı, insanca olanı onlara gösterir, çokta başarılı olur.

Çalışma koşullarının güzel ve modern olduğu yerlerde de görev yapar. Mesela modern bir doğumevi olan Antalya Doğumevinde tek ebe olarak bütün sorumluluk ondadır. Mesleğinde sürekli araştıran yapısıyla her zaman yenilikleri takip eder. O yıllarda Amerika'da doğum esnasında müzik dinletilmesi uygulamalarını, Antalya'da yaptırdığı doğumlarda tatbik eder. Antalya'dan Hatay'a tayini çıkar, oradan da kısa sürede Bodrum'a. Ailesini çok özlemiştir. Ablaları evlenip evden ayrılmış, aileden yıllardır uzak kalmak içindeki memlekete dönmek isteğini daha da arttırmıştır.
Mesleğini çok sever Sabiha Öncel. Onun en mutlu olduğu an, doğumun gerçekleştiği ilk anlardır. Anne ve bebeğin sağlıklı olduğu ve annenin bebeğini kucağına ilk kez aldığı o muhteşem buluşma. ''Dünya'da bu anın bana verdiği mutluluğu başka hiç bir şeyde yaşamadım'' diyor mesleğinden bahsederken. Hayata sağlıkla gözlerini açan bir bebeğin mis gibi kokusudur onu mutlu eden. Annenin bebeğini kucağına aldığı anda ağrılarının, sancılarının, korkularının dinmesidir…

1953 yılından itibaren Bodrum'da görev yapmaya başlar Sabiha Hanım. Belediye ebesi olarak tayin edilmiştir buraya. O sıralarda Bodrum'da hizmet binası olarak bir dispanser, sağlık personeli olarak, bir doktor, 2 sağlık memuru, bir tane de odacı vardır. Doğumları tahsilsiz bir ebe yaptırmaktadır fakat ilçe halkı kısa sürede Sabiha Öncel'e alışır. Eğitimli olması ve işini çok sevmesi kısa sürede insanların onu benimsemesini sağlar.

Mesleğinde hijyene son derece önem verir, eldivenleri, steril şırıngaları ile o güne kadar halkın görmediği bir durumdur bu… Eğitimsiz mahalle ebesinin ilkel şartlarda gerçekleştirdiği doğumlardan sonra Sabiha Hanım titizliği ve işini düzgün yapmadaki gayreti ile kısa zamanda Bodrum'da fark yaratacaktır. O aldığı eğitim gereği, her zaman, doğumu mümkün olan en iyi şartlarda gerçekleştiren bir disiplinle çalışır. 1950'li yıllarda Bodrum'a gelen Dr. Alim Ekinci ile birlikte bir çok doğumu gerçekleştirirler. Doğum yapacak anne adayının hayatı tehlikeye girdiği anlarda, en yakın hastaneye ulaşmak günler alacağından, mesleki dayanışma ile bir çok hayat kurtarırlar.

Bodrum'un o yılları ''yokluk yılları olduğundan'' yol yok, elektrik yok, zamanlarında çıra ışığında doğumlar gerçekleştirir, bazı köylere ise zorlukla ulaşır. Doğum kolay gerçekleşsin diye tabağa diken koyup açılmasını bekleyen, doğum gecikince doğum yapacak kadına eşinin ayakkabısından su içiren cahil zihniyetle mücadele eder.
İlle de erkek çocuk diyen babaları eğitir, evladın kızı erkeği olmaz diye. Ve çok sevilir Bodrum'da. Mesleğinde başarılı, sevilen ve güvenilen bir insan olarak sosyal hayatta da başarılı olur. Bodrum 'da bu şartlarda görev yaparken, İzmir 'e Behçet Uz hastanesine tayini çıkar fakat o Bodrum'u bırakıp gidemez, istifa eder ve mesleğini memleketinde serbest olarak yapmaya devam eder.

İnsanların ona duyduğu bu sevgi ve güven, onu siyasetle tanıştırır. Kendisi Atatürk'ü çok seven çağdaş bir Cumhuriyet kadınıdır. Ali Yenilmez ve Adil Karabağlı'nın ön ayak olmasıyla Cumhuriyet Halk Partisine girerek, 1973 senesi yerel seçimlerinde, Bodrum'un ilk kadın belediye başkan adayı olarak mücadele eder. Çok az bir oy farkıyla seçimi kaybeder fakat bu sonuç onu yıldırmaz .Siyaset hayatına partinin kadın kollarında çalışarak devam edecektir.
Beşinci Cumhurbaşkanımız Cevdet Sunay, eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit, bakanlar, bürokratlar bir çok önemli şahsiyetin Bodrum'da ağırlanması ile ilgili aktif olarak görev alır. Meslek hayatında olduğu gibi sosyal hayatta da çok başarılı olur. Bugün aktif olarak olmasa da memleket meseleleri ile ilgilidir hala. Okumaya, daha güzel şartlar için düşünmeye ve tecrübeleriyle gençlere tavsiye vermeye devam etmektedir.

Ebeliği elli beş yaşına kadar yapar. Profesörlerin ancak hastane imkanlarında koyabildikleri teşhisleri kendisi elle muayene ile koyabilen, kırk günlükken hamileliği teşhis eden, bebeğin cinsiyetini yanılmadan bilebilen mesleki artılara sahiptir. Şu bir gerçek ki bazı meslekler için özel insanlar vardır. Onlar sanki bu dünyaya o işi yapmak için özel olarak gelmişlerdir.
Elli beş yaşından sonra sağlık şartları gereği, mesleği fiilen bırakır ama tecrübesine ihtiyaç duyanları bilgilendirmeyi asla bırakmaz. Önce de söylediğim gibi paraya önem vermez hiçbir zaman. Örneğin fakir ailelerin çocuklarının doğumu için gittiğinde para kabul etmez, parayı çocuğun ihtiyaçları için harcamalarını söyler her seferinde… Mesleğine olan sevgisi paradan önemlidir onun için…

Bugün doğum yapacak kadınlara normal doğumu tercih etmelerini, doktorların kadınları bu yönde cesaretlendirmesini tavsiye eden Sabiha Hanım, annelerin normal doğum hazzını mutlaka yaşaması gerektiğini savunmakta. Sezaryene kesinlikle karşı olduğunu söylerken, bir kadının kadınlığının farkına varması ve çocuğunun kıymetini bilmesi için bunun çok önemli olduğunu anlatıyor üstüne basa basa. Sık ultrason kontrolleri gibi bugünün muayene biçimlerinin bazı zararlarından bahsediyor.
Eşlerin birbirlerine daha sabırlı, saygılı ve sevgi dolu olmasının gerekliliğini, evliliklerin uzun ömürlü olmasının buna bağlı olduğunu anlatırken, çocuklarında en çok ihtiyaç duyduğu şeyin sevgi dolu bir aile ortamında büyümek olduğunu belirtiyor. Birde hanımların otuzlu yaşlarında doğum yapmasını tavsiye ediyor, böylelikle vücut yenileniyor, metabolizma tazeleniyormuş.
Annelerin bebeklerini emzirmelerini, emzirmekle göğüslerin bozulmayacağını önemle vurguluyor tavsiyeleri arasında.

Ailenin birlikteliği çok önemli onun için. Ablalarından Esma'yı çocuk yaşta kaybettiklerini, bugün sekiz kişilik ailelerinden geriye sadece kendisi ve kız kardeşi Kamuran Hanımın kaldığını söylerken hüzünleniyor ifadesi …

Kendi çocuğu olmuyor Sabiha Öncel'in. Ama dünyaya getirttiği çocuklarını kendi canındanmış gibi seviyor hele ki o çocuklar okumuş, iyi bir eğitim almış ise onlarla daha da gurur duyuyor.
Okumanın, kendini eğitmenin öneminden bahsediyoruz. İlla yüksek tahsil yapmak değil okumaktan kastettiğimiz. Kitap okumak, gazete okumak, Dünya'yı ve ülkeyi takip etmekte, insanı bulunduğu konumdan alıp daha iyi yerlere götürüyor. Cehalete karşı en güçlü silahımız okumak… okumak…

Güzel kadın her yaşta güzel kadındır… Sabiha Hanım, elimdeki siyah beyaz fotoğraflarda nasıl bakımlı, şık ve çok güzelse bugün de aynen öyle.
Hala güzel, şık ve bakımlı …
Ve kadınların, genç kızların her zaman bakımlı ve şık olması gerekliliğine inanan biri kendisi. Gençlerin bazı giyim tarzlarını eleştirdiğinde, şapkaların, eldivenlerin, tayyörlerin şıklığına alışmış bir kadının bugünün modasını yadırgamasını çok iyi anlayabiliyorum.

Hayat ne kadar kıymetli…
Bir annenin ilk kez bebeğini kucağına alıp, kokladığı o an ne kadar değerli…
Dünyaya geliş, tam anlamıyla bir mucize…
Bugün Bodrum'da bir çok insan, sağlıkla hayata gözlerini açmışsa, bebekler sağlıklı şartlarda büyütülmüşlerse ve anneler sağlıklı bir şekilde hayata devam etmişse Ebe Anne - Sabiha Öncel'in üzerlerinde çok ama çok hakkı var şüphesiz…

Yaşamı zarafetle karşılayan, geçmişi mesleki ve sosyal başarılarla dolu bu değerli insana sonsuz sevgi ve saygılar…

Röportajı gerçekleştiren : Özgür Bilsel

http://www.bodto.org.tr/ sitesinden 27.04.2018 tarihinde yazdırılmıştır.