Türkiye Genç Girişimcilerin elinde yükselecek

Ekonominin temel bir kaidesi var. Üretim ve ekonomik kalkınma dört temel girdi ile sağlanıyor; sermaye, işgücü, girişimcilik, teknoloji. Ancak, bu girdilerin ağırlığı, her ekonomi için farklılık gösteriyor. Daha doğru bir ifadeyle her ekonominin karakteri, bu girdilerin bazılarından daha fazla etkileniyor.

Nasıl ki, Çin ekonomisinin yükselişinde ucuz işgücü, ABD ekonomisinin kalkınmasında sermaye birikimi avantajı ön plana çıkıyorsa, Türkiye ekonomisinin üzerinde yükseldiği temel direk de girişimci ruhunun başarısıdır. Bunun en iyi göstergesi de, bundan otuz yıl önce yeterli sermaye birikiminden yoksun, teknolojiden uzak olan ülkemizin, sadece çeyrek yüzyılda ekonomik alanda kat ettiği mesafedir. Bu mesafenin en temel sayısal göstergesiyse, on bir kat artan milli gelirimizdir.

Bu açıdan girişimciliği, ülkemizin kalkınmasının temel unsuru olarak görüyoruz. Özellikle de, altı milyona yakın işsizin bulunduğu, bunun önemli bir kısmının da genç işsizlerimizden oluştuğu, her yıl işgücü piyasasına 700 bin gencimizin dahil olduğu düşünüldüğünde, girişimciliğin önemi daha iyi anlaşılır. Üretim ve istihdam için özel sektörümüzün hacmini büyütmek zorundayız. Ekonomik ve sosyal refahımızı artırabilmenin başka bir alternatifi de yoktur.

Doğu Bloku bilimsizlikten, eğitimsizlikten ve kaynaksızlıktan değil, girişimci orta sınıf yokluğundan batmıştır. İkinci Dünya Savaşı'nda yerle bir edilen Almanya ve Japonya, yirmi yıl içinde, iktisadi birer dev haline geldilerse, bunun sebebi, daha 20. yüzyılın başında, son derece gelişmiş, ""girişimci orta sınıf""a sahip olmalarıydı.

Biz ülke olarak ancak 80'lerden itibaren ekonomide atılım yapmaya başladık. Rekabeti ve ihracatı 80'lerde rahmetli Özal ile öğrendik. Böylece bu bölgenin en büyük, dünyanınsa 17. büyük ekonomisi haline geldik. Dün ihracatımızın yüzde 90'ı doğal ürünlerken, bugün yüzde 90'ı sanayi ürünü. Ve bu ihracatın yarısından fazlasını, gelişmiş Batı ülkelerine yapıyoruz. Dünyanın en gelişmiş piyasalarıyla rekabet edecek kalitede, sanayi ürünleri üretiyoruz. Müteahhitlerimiz altmış ülkede iş yapıyor. Turizmde, dünyanın önde gelen cazibe merkezlerinden biri haline geliyoruz. Bugün, Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Orta Asya'da ve Orta Doğu'da, dünyanın neresine giderseniz gidin bir Türk girişimciyi görürsünüz. Dil bilmeden, yol bilmeden, iki yüzden fazla ülkeye 132 milyar dolarla ulaşan mal satıyoruz. İşte otuz senede
kat ettiğimiz mesafenin itici gücü, Türk insanının sahip olduğu bu müthiş girişimcilik ruhudur.

Peki, bu müteşebbis ruhla ulaştığımız mesafe yeterli midir? Elbette değildir. Peki, müteşebbis sayımız yeterli midir? Elbette değildir. Bakınız, uluslararası girişimcilik endeksine göre, yüz yetişkin içinde, şirket kuran insanların sayısına bakıldığında, Türkiye ancak yüzde 4,6 ile 29'uncu sırada yer almaktadır. Bu sayı ABD'de yüzde 11.7, Güney Kore'de yüzde 15, Meksika'da yüzde 18.7'dir.

Her ne kadar istatistikî verilerde, ülkemizdeki girişimci sayısının nüfus içindeki payı, kimi ülkelere göre düşük olsa da, ben bu oranın kısa vadede hızla artacağına inanıyorum. Zira Türkiye nüfusunun yüzde 65'i otuz yaşın altında, iş üretme potansiyeli yüksek gençlerden oluşmaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde en genç nüfusa sahip olan ülkemizin elindeki bu büyük gücün farkında olmalıyız. Mesela İrlanda bin 200 dolar olan kişi başına milli gelirini girişimciliği on plana çıkararak, Avrupa Birliği fonlarını da doğru kullanarak 22 bin dolara çıkardı.

Hedeflerimiz çok büyükse, dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmek istiyorsak, o vakit insan kaynağımızı en etkin şekilde kullanmalıyız. Yani girişimci sayımızı özellikle de çok geride kaldığımız kadın ve genç girişimcileri teşvik etmeliyiz. Bunun için de, girişimciliği harekete geçirecek ve potansiyel girişimcilere yol gösterecek kurum ve altyapıları ülkemizde hızla geliştirmeliyiz.

Dünyada ve ülkemizde genç girişimcilerin karşı karşıya kaldığı temel iki sorun var. Bunlardan biri, piyasa içerisinde yeterli tecrübeye sahip olmamaları, diğeri ise finansman kaynağına ulaşımdaki güçlükleridir. Yapılması gereken, genç girişimcilerle, mevcut kurumlarımızın sahip olduğu bilgi, birikim, deneyim ve kaynakları bir araya getirmektir. Bunu yaparken de, belirli bir kurumsal çerçeve ve sistematiği sağlayabilmek son derece önemlidir.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak, özellikle kadın girişimciler ile genç girişimcilerin sayı ve niteliğinin artırılmasını son derece önemsiyoruz. İşte bu nedenle bu konuda önemli bir adım attık. Birliğimiz bünyesinde, Kadın Girişimciler Kurulu ve Genç Girişimciler Kurulu isimleri altında, Türkiye'nin yedi bölgesi ve seksen bir iline yayılacak altyapıya sahip, iki oluşumu hayata geçirdik. Genç Girişimciler Kurullarımız, yetmiş altı ilimizde bin 400 üyeye ulaşarak; Kadın Girişimci Kurullarımız ise yetmiş dört ilde 1277 üye ile teşkilatlanmış durumdadır. İlçeleri de içine alan bu yapılanma, çok hızlı bir şekilde büyümektedir. Bu kurulların, kurumsal kapasitesi de gün geçtikçe artmaktadır.

Girişimcilik hususunda, gelecekten umutluyum. Zira günümüz gençlerinin, bizlerden çok daha eğitimli ve donanımlı yetişiyor. Günümüzün genç girişimcileri, bizim gençlik yıllarımıza oranla, kat kat daha eğitimli ve bilgili. Biz televizyonun yüzünü, icadından 50-60 yıl sonra ancak görebildik. O dönemde maddi imkânınız olsa da bu tur teknolojilere ulaşamazdınız, çünkü devletin bu imkânları kullanacak altyapısı yoktu. Ama bugün, dünyada icat edilen her yeniliğe, üretilen her bilgiye, bütün dünya ile aynı anda ulaşma imkânına sahipsiniz. Bu hem büyük bir fırsat hem de büyük bir sorumluluğu beraberinde getiriyor.

İşte ben bu yüzden geleceğimizden çok umutluyum. Eğer bizim neslimiz eğitim, bilgi ve altyapı sıkıntılarına rağmen Türkiye'yi dünyanın 17. büyük ekonomisi haline getirebildiyse, inanıyorum ki yeni neslin müteşebbisleri, bu başarının daha fazlasını elde edecek ve dünyanın ilk on büyük ekonomisi arasına girme hedefimize ulaşacaktır. Bizim en büyük doğal kaynağımız müteşebbis gücümüzdür. Türkiye bu azimli, dinamik ve girişimci insanların sırtında yükselecektir.

Yazar: Rifat HİSARCIKLIOĞLU
http://www.bodto.org.tr/ sitesinden 17.07.2018 tarihinde yazdırılmıştır.