Ekonomiye Duyulan Güven Artırılmalı, Yatırım Ortamı Düzeltilmeli

Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Hem dünyada hem de Türkiye"de artan belirsizliklerin yansıması olarak büyüme aşağı doğru revize edildi. Gözüken o ki daha uzun bir süre düşük büyüme patikasında kalacağız.

Ekonomideki yavaşlamanın daha belirgin hale geldiği günlerdeyiz. Yavaşlamanın sinyalleri 15 Temmuz öncesinde de vardı. Sonrasında yaşananlarla birlikte arttı. Hükümet buna karşı önlem arayışı içinde ve bir takım adımlar atmaya başladı. Bunların önemli bir bölümü iç tüketimi ve banka kredilerini artırmaya yönelik. Ancak ne kadar işe yarayacağı belli değil. Zira teşhis ve tedavi birbiriyle uyumlu gözükmüyor.

Her şeyden önce rakamlar ekonomide yavaşlamanın tüketim harcamalarındaki azalmadan kaynaklanmadığını gösteriyor. Hatta son üç çeyrekteki özel tüketim harcamalarının artış oranı son 10 yıllık ortalamaların bile üzerinde.

Ekonomideki yavaşlamanın asıl kaynağı özel yatırımların artmaması ve ihracatın büyümeye net katkı vermemesi. Özellikle reel sektörün yatırımları neredeyse dört yıldır aynı düzeyde takılıp kaldı. Bu durum gelecekteki üretim ve ihracat kapasitemizi olumsuz etkileyecek.

Yatırımlardaki azalmanın iki temel gerekçesi olabilir. İlki finansman sıkıntısı. İçeride mevduatın krediye dönüşüm oranının yüzde 120"leri geçtiği bir dönemde ilave mevduat artışı sağlamadan kredi artışı mümkün gözükmüyor. Dış borçlanma koşulları da giderek daha zor ve pahalı hale geliyor. Özel kesime açılan kredi toplamının milli gelire oranı da önemli bir gösterge ve tüm kredi verenler buna bakıyor. Zira bu oranın aşırı yükselmesi risk algısını artırıyor. Türkiye burada dünyada yedinci sırada ve tehlike sınırı olarak gösterilen seviyenin üzerinde.

 Yatırımların artmamasının ikinci nedeni, ileriye dönük beklentilerin bozulması. Yatırım ortamı ve ekonomiye duyulan güven ile ilgili sorunlar yatırım iştahını azaltıyor. Reel faizlerin neredeyse sıfıra yaklaştığı bir dönemdeyiz ama yatırım miktarı reel faizlerin daha yüksek olduğu dönemlerin bile altında. Demek ki sadece faizlerin düzeyi ile çözülecek bir konu değil.

 Bu çerçevede hükümetin iç tüketimi daha da artırmaya yönelik adımları, ekonomideki yavaşlamayı önlemek bir tarafa, cari açığı ve enflasyonu artırma riski içeriyor. Ekonominin asıl ihtiyacı olansa yatırım artışını tetikleyecek şekilde ekonomiye duyulan güveni artırmak ve yatırım ortamını düzeltmek.

 Kalıcı ve yüksek bir büyüme oranı yakalayabilmek için yatırım ve tüketim artışının birlikte olması gerekiyor. Sadece tüketim artışına dayalı bir büyüme kalıcı olmayacağı gibi ilave birçok soruna da yol açar.z İki avantajımız var; hükümetin mali disiplini ciddiye alması sayesinde düşük seviyesini koruyan bütçe açığımız ve kamu borç stokumuz. Dolayısıyla yatırımlar için ilave imkân sağlama seçeneğimiz mevcut. Ama yatırım yapılacak alanların doğru seçilmesi şart. Yapısal sorunlarımızın başında gelen düşük ve kalitesiz eğitim düzeyimizi artırıcı yatırım harcamaları ilk sırayı alabilir. Ayrıca öğretmenlerimizin niteliklerini artıracak yeni bir sistem kurabiliriz.

Başa dönersek, OVP"ye göre 2017"nin, 2016"dan daha iyi bir yıl olması bekleniyor. Ama bunu sağlamak için pek çok şartın gerçekleşeceği varsayılmış. Bunlar; “küresel belirsizliğin azalacağı, küresel büyümenin tedricen artacağı, ticaret ortaklarımızın ılımlı büyüyeceği, finansal piyasalardaki dalgalanmaların ve jeopolitik risklerin azalacağı, Fed"in faiz artırımlarının sınırlı olacağı, büyümenin finansmanına yurtiçi tasarruflarla birlikte yabancı sermaye girişinin katkı sağlayacağı, enerji ve altın hariç dış ticaret hadlerinde göreli bir iyileşme olacağı varsayılmıştır.”

 Bunlardan sadece ikisi kendi kontrolümüz altında. Yurtiçi tasarrufları ve yabancı sermaye girişini artırmak. Bunu sağlamak için daha koordineli ve birbiriyle çelişmeyen tedbirlere ihtiyaç var. Hem yurtiçi tüketimi hem de tasarrufları artıramayız.

 İç tasarrufu artıracak yeni özel emeklilik sisteminin devreye girmesi bu noktada doğru bir adım. Kamuda tasarruf artıracak ilave önlemlerle bu adım desteklenmeli. Kamu idaresinin bina ve inşaat gibi yüklü harcamaları önceliklendirilerek belli sınırlar içinde tutulmalı.

 2017"yi, 2016"dan daha iyi yapmak bize bağlı. İstersek yapabiliriz. Hemen işe koyulmak şartıyla. Önce sakinleşeceğiz. Ekonomi başta olmak üzere belirsizlikleri azaltıp, normalleşmeyi bir an önce sağlayacağız. Yerlerde sürünen yargıya itimadı yükselteceğiz ki, kurumlara ve kurallara güven duyulsun. Risk algısı düşsün. Böylece herkes kendi işine odaklanabilsin. Dolayısıyla Türkiye kendi iradesiyle içinde bulunduğu şartları değiştirebilir. Geçmişte bunu başardık. Kurtuluş Savaşı"nda hangi zorlu koşullardan başarıyla çıktığımızı her zaman hatırlayalım.
Yazar: Rifat HİSARCIKLIOĞLU
http://www.bodto.org.tr/ sitesinden 24.10.2018 tarihinde yazdırılmıştır.